23 Mart 2019 Cumartesi

Tarihte Kahve İçmek: Darüssaade Ağası Mehmed Ağa Sebili ve Sıbyan Mektebi

Tarihte Kahve İçmek: Darüssaade Ağası Mehmed Ağa Sebili ve Sıbyan Mektebi


Tarihte bir kahve içmek ister misiniz? Hadi gelin size Darüssaade  Ağası Mehmed Ağa’nın meşhur Divanyolu’nda 1580-81 yılında yaptırdığı sebil ve sıbyan mektebinde, bunu nasıl yapabileceğinizi anlatalım.
Öncelikle "Darüssaade" terimi nedir ona bakalım. Osmanlılar'da Darüssaade tabiri, yaklaşık 380 yıl padişahların ve ailelerinin ikametgahı olan Topkapı Sarayı'nın Harem Dairesi için kullanılmıştır. Padişahın özel dairesinin bulunduğu, hanımları, çocukları ve cariyelerinin yaşadığı bu yerin kendine has bir teşkilatı ve görevlileri vardı. Buranın her türlü hizmetiyle uğraşan ve Darüssaade ağaları denilen bu görevliler, padişaha ve ailesine yakınlıkları sebebiyle Osmanlı siyasi tarihinde önemli roller oynamışlardır.
Bu bizim Mehmed Ağa da sarayın Darüssaade ağalarındandı. 3. Murad'ın 1574 yılı Aralık Ayında tahta çıkmasından sonra Darüssaade ağalığına getirilen Mehmed Ağa, bu rütbeyi elde eden ilk "siyahi" ağa idi. Siyahi diyorum çünkü Mehmed Ağa, Habeşistan'da köleleştirilip hadım edildikten sonra Mısır beylerbeyinin sarayında bir süre kaldığı ve oradan Şehzade Selim'in sarayına gönderildiği bilinmektedir.

Dârüssaâde ağası Mehmed Ağa’nın Sultan III. Murad adına telif edilen Gence Fetihnâmesi’ni padişaha takdim edişini gösteren bir minyatür (TSMK, Revan Köşkü, nr. 1296, vr. 8b

Habeşi hadım Hacı Mehmed Ağa, o dönemde itibar bakımından Kapı Ağası’na denk bir konuma getirilmişti. Ortaya çıkan bu yeni durumun mimari alana da yansımasını görmekteyiz. Mehmed Ağa, muhtemelen ilk siyahi banilerdendi ve yine muhtemelen ilk vakıf eseri olan İmparatorluğun ve İstanbul’un en önemli konumunda,  Divanyolu’nda yaptırmış olduğu bir sıbyan mektebi ve sebil bulunmaktadır.
Ağa’nın bu yapısı, form olarak altı sebil, üstü sıbyan mektebiydi. Bu yapı Memluklara ait bir form olan sebil-küttabdan (sebil-mekteb) esinlenilmişti. 1582’de vakfedilen sebil mektebin kitabe tarihi 988’dir (1580-81). Necipoğlu, Mehmed Ağa’nın 1578’de Medine’de Memluklardan kalma bir mekteb ile sebili onarma izni aldığına dikkat çekerek ağanın İstanbul’daki yapısının bu tür eski örneklerden esinlenmiş olabileceğini belirtir.
Meşhur Divanyolu’nda bulunan bu yapımız kısa süre önce restorasyondaydı. Restorasyondan önce yapı sebil ve mekteb özelliğini yitirmiş durumdaydı.  IM Mimarlık Restorasyon Dekorasyon Şirketi tarafından yapılan restorasyonda yapı kurtarılmaya çalışılmıştır. Aşağıya restorasyondan birkaç fotoğraf bırakıyorum ki şimdiki hali ile kıyaslayabilesiniz.
 




Gördüğünüz gibi yapı kötü bir haldeymiş. Bu gibi yapılarımızı korumak için yapılan restorasyon projeleri herkes tarafından farklı şekilde eleştirilebilir. Kimine göre iyi, kimine göre ise kötü olarak değerlendirilebilir. Ancak ben bu yapıdaki restorasyon işlemini iyi olarak değerlendiriyorum. Ayrıca tarihi bir yapının da kullanılarak korunmasından yanayım. Tabi bu yapı günümüzde dönemindeki işleviyle kullanılmıyor. Yapı, şuan Mam Coffee tarafından cafe olarak işletilmekte.
Bir tarihi eser ancak bu kadar güzel kullanılabilirdi.  Ayrıca iç dekorasyonunu da beğeneceğinizden eminim. Mam Coffee’de kahvenizi yudumlarken tarihin içinde olduğunuzu hissediyorsunuz. Aslında sadece içtiğimiz kahvenin veya yediğimiz pasta diliminin öneminden çok bu tür aktiviteleri yaptığımız mekânların tarihini bilmemizin daha önemli olduğunu düşünüyorum. “Ben neredeyim ve burası neresiydi?” gibi soruları sormamız, meraklı olmamız, biraz da okumamız gerekiyor. Her gün önünden geçip gittiğimiz, “taş” diye nitelediğimiz onlarca yapının bize ne söylediğini duymuyoruz bile. Bazen hayatın hızına kendimizi kaptırmadan biraz durmak lazım. Durup dinlemek ve dinlenmek…
Cafe’nin iç dekorasyonun da kullanılan renkler çok hoş ve yapı malzemesinin de dönemine uygun olması da ayrı bir güzellik.
Cafe’nin üst katında grupça veya çift olarak oturabileceğiniz şirin koltuklar, pembe renkleriyle tuğla malzeme ile uyum sağlamış gözüküyor. Kahve olur da kitap olmaz mı demeyin Mam Coffee bunu da düşünmüş ve cafeye bir de küçük kütüphane eklemiş.
Cafenin fiyatlarına gelecek olursak… Bence mekânın konumuna ve tarihi yapısı olmasına karşın fiyatlar öğrenciler için çok uygun. Üniversite öğrencilerinin dersten çıktıktan sonra takılabileceği, hoş sohbetlerin yapılabileceği ve güler yüzlü personellerin olduğu hoş bir mekân. Bir de tarihi bir yerde takılmakta cabası… Aşağıya cafeden fotoğraflar bırakıyorum. Umarım ziyaret eder ve beğenirsiniz…









Kaynaklar: DİKİCİ, A.E., 2016. Osmanlı Mimarlık Kültürü, Kubbealtı Yayınları, İstanbul.
NECİPOĞLU, G., 2013. Sinan Çağı, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İstanbul.
TEZCAN, B., BABİR, K.K., 2007. İdentity And İdentity Formation in the Ottoman World: A Volume of Essays in Honor of Norman İtzkowitz, Center for Turkish Studies at the University of Wisconsin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder